SON DAKİKA


İşte eski sistemin meşhur krizleri

Türkiye 16 Nisan’da oylanacak yeni anayasaya odaklandı. Millet, sandıkta vereceği ‘evet’ veya ‘hayır’ oylarıyla parlamenter sisteme ‘tamam’ ya da ‘devam’ diyecek. ‘Hayır’ cephesi ise sürekli kriz üreten mevcut düzenin sürmesinden yana kampanya yürütüyor.

Bu haber 17 Nisan 2017 - 17:49 'de eklendi ve 8.303 views kez görüntülendi.

Ancak Cumhuriyet tarihine bakıldığında kriz makinesi haline gelen sistemin ülke yönetimini nasıl çıkmaza soktuğunun pek çok örneği var. İşte cumhuriyet tarihinden örneklerle parlamenter sistemin neden olduğu krizler…

Mevcut sistem sadece darbe girişimleri nedeniyle sekteye uğramadı, çift başlı yönetim sisteminin doğurduğu krizler hem ekonomiyi hem de ülke geleceğini çıkmaza sürükledi.

1937’den 2001 yılına kadar olan süreçte Türkiye’nin demokrasi tarihinde cumhurbaşkanları ile başbakanlar arasında pek çok kriz yaşandı.

Sorunlar ve sonuçları analiz edildiğinde; bu krizler nedeniyle Türkiye’nin her seferinde uçurumun kıyısına sürüklendiği görülüyor.
1937 BÜYÜK TASFİYE

1937 yılında Atatürk, Celal Bayar’ın iktisat vekilliği görevini bırakmasını istedi.

Ancak başbakan İnönü’nün bu karara direnmesi ile devlet yönetiminde taşlar yerinden oynadı, büyük tasfiye yaşandı.

Önce Başbakan İsmet İnönü, Cumhurbaşkanı Atatürk tarafından görevinden azledildi.

Ardından Celal Bayar, Başbakan olarak atandı. Bir yıl sonra ise İnönü, cumhurbaşkanı oldu.

İnönü ise ilk fırsatta Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşlarını tasfiye etti.

Üst yönetimdeki büyük tasfiye ile reformlar yarıda kaldı.

1946 İLK DEVALÜASYON

1946 yılı, ekonomide yapılanma çalışmalarını siyasette kavganın derinleşmesi izledi.

Yine 1946, çok partili siyasete geçişi temsil eden seçimleriyle, Cumhuriyet tarihinin ilk devalüasyonuyla ve çalışma yaşamının örgütlenmesiyle de farklı bir yıl oldu.

Türk lirası ABD dolarına karşı yüzde 116 oranında değer kaybetti.

Recep Peker Başbakan, ismet inönü cumhurbaşkanıydı.

1980 DARBE GELDİ

1980 yılında Genelkurmay Başkanının atanması krize dönüştü.

Aday olarak gösterilen iki isim de emekli olunca Kenan Evren Genelkurmay Başkanlığına atandı.

Evren, kanlı 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştirdi.

Fahri Korutürk Cumhurbaşkanı, Süleyman Demirel başbakandı.

1991 FIRSATIN KAÇIŞI

1991 yılında patlak veren Körfez Savaşı, Türkiye’deki siyasi iradedeki görüş ayrılıklarını da gün yüzüne çıkardı.

Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Musul ve Kerkük’ün alınmasında yanaydı.

Ancak şartlar uygun olmasına rağmen Misak-ı Milli hedeflerine ulaşma fırsatı tepildi.

Irak’tan kaçan yüzbinlerce insan Türkiye’ye sığındı.

Yedinci Cumhurbaşkanı Kenan Evren, daha sonraki yıllarda bir röportajında Turgut Özal’ın, Musul ve Kerkük’ü almayı planladığını belirterek, ”oraları bize vermezler dedim. Özal’ı ben durdurdum” demişti. O dönem Süleyman Demirel başbakandı.

1992 KRİZ YARATAN GÜÇ MÜCADELESİ

Liderlere siyasi yasakların kaldırılması ile 1992’de Süleyman Demirel tekrar siyaset sahnesindeydi.

Seçimlerdeki en büyük rakibi Turgut Özal’ı devirmek için yürüttüğü kulis çalışmaları döneme damgasını vurdu.

Siyasi çekişmeler yüzünden kritik ekonomik kararlar alınamadı. Atamalar zamanında yapılmadı, ülkenin mali yapısı bozuldu.

Süleyman Demirel başbakan, Turgut Özal cumhurbaşkanıydı.

8. Cumhurbaşkanı Özal ile Başbakan Demirel arasındaki çekişmeler Azerbaycan-Ermenistan savaşı sırasında da kendini gösterdi.

Özal’ın tüm girişimlerine rağmen Demirel, Azerbaycan’a destek verilmesine engel olunca binlerce Azerbaycan Türkü, Ermenilerce katledildi.

Ermenistan, Dağlık Karabağ bölgesini katliamların ardından işgal etti.

1994 “CAMDAN ATARDIM”

Parlamenter sistemin kriz yaratan ikilisi cumhurbaşkanı ile başbakan, 1994 yılında da sahnedeydi.

Bu kez cumhurbaşkanı Demirel, başbakan ise kendi seçtiği bir isim olan Tansu Çiller’di.

İki lider arasında uyum beklenirken tam tersi oldu.

Demirel’in, “Kadın olmasa Tansu Hanım’ı camdan atardım sözleri güç mücadelesinin dışa vurumuydu.

Bu gerginlikler ekonomiye kriz olarak yansıdı, Türk Lirası dolara karşı yüzde 100 oranında değer kaybetti.

Ekonomik önlemler adı altında acı reçeteler yazıldı fatura yine vatandaşa kesildi.

1996 POSTMODERN ÇÖKÜŞ

1996 yılında Necmettin Erbakan liderliğinde REFAH-YOL hükümeti iş başındaydı.

Vesayet odakları, yanlarına aldıkları medya ile kamuoyuna irtica algısını pompalıyordu.

Cumhurbaşkanı Demirel de bu operasyonda aktif rol aldı.

Demirel, 28 Şubat sürecinde Erbakan’ın başbakanlığı bırakması için baskı oluşturdu.

Erbakan’ın postmodern darbe ile görevinden uzaklaştırılması bankaların hortumlanmasına ve 2001 ekonomik krizine giden ilk adım oldu.

2001 KİTAPÇIK FIRLATTI

2001 yılında iki başlılığın neden olduğu krizler zirve yaptı.

Ahmet Necdet Sezer’in Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Bülent Ecevit’e anayasa kitapçığı fırlatması ile Cumhuriyet tarihinin en büyük krizi yaşandı.

Bülent Ecevit’in başbakanlığı döneminde yaşanan kriz neticesinde Türk lirası devalüasyona uğradı, faizler gecelik yüzde 7 bin 500’lere kadar çıktı.

Aslında devlet yönetimindeki iki başlılığın neden olduğu krizlerin hepsi kamuoyuna mal olmadı.

Kapalı kapılar ardında kalan pek çok kriz yıllar sonra ortaya çıktı.

İşte 16 Nisan referandumu yeni bir sistem ile Türkiye’ye rahat bir nefes alma fırsatını verecek.

Türkiye, kriz makinesi parlamenter sistem ile cumhurbaşkanlığı sistemi arasında tercihini yapacak.

Kaynak adres : /analiz/2017/04/14/iste-eski-sistemin-meshur-krizleri

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.