SON DAKİKA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Grup Toplantısı‘nda konuştu

Bu haber 06 Mart 2018 - 14:54 'de eklendi ve 20.585 views kez görüntülendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan TBMM Grup Toplantısı’ndaki konuşmasında, Meclis çalışmalarında başarılı verimli bir hafta geçirilmesini temenni etti.

Geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği Afrika ziyaretine atıfta bulunan Erdoğan, “Cezayir, Moritanya, Senegal ve Mali’de çok önemli görüşmeler gerçekleştirdik. Bu ülkelerin bir kısmında iş adamlarımız da bize refakat ederek, kendi alanlarıyla ilgili önemli görüşmeler gerçekleştirdiler.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, Türkiye’nin çok eski ve tarihi ilişkilere sahip olduğu Cezayir’de, Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika, Başbakan Ahmed Ouyahia, Ulusal Halk Meclisi Başkanı Said Buhacca ve Millet Konseyi Başkanı Abdelkader Bensalah ile samimi görüşmeler yaptıklarını aktararak, “Gelecek nesillere daha iyi bir ortak miras bırakabilmemiz için Kuzey Afrika’nın parlayan yıldızı olarak gördüğüm, yaklaşık 3.5 milyar dolarlık dengeli bir ticaret hacmimizin bulunduğu Cezayir ile bu tür temasları sıklaştırmamız gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“TİCARİ İLİŞKİLERDEKİ YENİ DÖNEMİN HABERCİSİ”

Erdoğan, Cezayir’in milli enerji şirketi Sonatrach ile Rönesans ve Bayegan şirket ortaklığı vasıtasıyla Adana’da yapılmakta olan 1 milyar dolarlık petrokimya yatırımını, ticari ilişkilerdeki yeni dönemin habercisi olarak kabul ettiğini söyledi.

Moritanya’da tüm şehrin sokaklara inerek, kendilerini karşıladığını anlatan Erdoğan, “Yürekten gelen bir sevgiyle bağrına bastığını görmekten büyük memnuniyet duyduk. Moritanya’da şahit olduğumuz manzara bize sorumluluklarımızın ağırlığını bir kez daha hatırlattı. Ülkemizden Moritanya’ya Cumhurbaşkanı düzeyinde ilk olan bu seyahatin, insani ve ticari ilişkilerimizin geleceği açısından bir milat teşkil edebileceğini düşünüyorum.” diye konuştu.

“ORTAK BİR GELECEĞE YÜRÜYECEĞİMİZE İNANIYORUM”

Batı Afrika’nın en önemli ülkelerinden biri olan Senegal ile eskiden beri iyi ilişkilere sahip olunduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ticaret hacmimizin 250 milyon doları bulduğu bu ülkenin sahip olduğu büyük potansiyelin gayet iyi farkındayız. Cumhurbaşkanı Macky Sall’in samimi ev sahipliğinde gerçekleşen Senegal ziyaretimizde, iş adamlarımızın bu ülkede yaptıkları yatırımları da yerinde görme imkanı bulduk. Afrika’nın çoğu yeri gibi gerçekten ciddi bir yokluğun, yoksulluğun hüküm sürdüğü bu ülkeyle her anlamda yapılabilecek çok işimizin olduğunu düşünüyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde, ilişkilerimizi çok daha sıklaştıracak, Senegalli kardeşlerimizle ortak bir geleceğe yürüyeceğimize inanıyorum.”

Tüm ülkeler içinde en sıkıntılı ülkenin Mali olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu ülkeye Cumhurbaşkanlığı düzeyindeki ilk ziyareti gerçekleştirdiklerine işaret etti.

Mali Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita ile görüşmesinde halklar arasındaki ilişkileri geliştirme iradesini teyit ettiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mali’de bulunan Timbuktu şehri Sahra çölündeki bir ilim, irfan yuvası olarak, bizim gönül coğrafyamızda özel bir yere sahiptir. Bu ülkeyle de siyasi, insani ve ticari ilişkilerimizi, hakettiği düzeye getirmek için daha çok çalışmamız gerektiğini gördük.” ifadesini kullandı.

“TÜM İLİŞKİLERİ YENİ BAŞTAN KURMAK İÇİN UĞRAŞIYORUZ”

Afrika ziyareti kapsamında gittiği ülkelerin ortak özelliğinin 15 Temmuz darbe girişiminde Türkiye’ye verdiği destek olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

“Bu ülkeler, FETÖ okullarını kısa sürede, Maarif Vakfımıza devrederek, samimiyetlerini sözde bırakmayıp, fiiliyatta da göstermişlerdir. Kendilerine bu vesileyle bir kez daha teşekkürlerimi ifade ediyorum. Bu geziler vesilesiyle, gördüğüm bir başka gerçek de Afrika’da FETÖ’nün ülkemize ne kadar büyük bir zaman ve birikim kaybettirdiğidir. Hem Türkiye ismi ve Türk bayrağı altında uşaklığını yaptığı güçlere hizmet etmiş bir yapının tahribatını silmek hem de tüm ilişkileri yeni baştan kurmak için uğraşıyoruz. Kamu kurumlarımızla, TİKA’mızla, iş dünyamızla, burslarımızla, eğitim, sağlık, tarım alanındaki desteklerimizle, Yunus Emre Vakfımızla, Afrikalı kardeşlerimizin yanlarında olmayı sürdüreceğiz.”

Afrika kıtasında tüm ilişkileri kazan kazan ilkesine göre tesis etiklerini kaydeden Recep Tayyip Erdoğan, “Örneğin, ihracatımızın çok fazla, ithalatımızın çok düşük olduğu ülkelerde hemen ticaret dengemizi nasıl kurabileceğimizin yollarına bakıyoruz.” diye konuştu.

Sadece almak veya sadece vermenin bu ülkelere iyilik olmadığını ifade eden Erdoğan, acil durumlarda elbette balık da vereceklerini ancak asıl balık tutmayı öğreteceklerini söyledi. Erdoğan, ancak bu şekilde Afrikalı kardeşlerinin asırlardır içine hapsedildikleri fasit daireyi kırabilmelerine yardımcı olabileceklerini bildirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İşte Fransa. Bize belli noktada akıl vermeye kalkanlar, sadece Cezayir’de 5 milyon insanın katlini icra ettiler. İnşallah bu kıtayla ilişkilerimizi her alanda, sürekli ileriye taşıyarak sürdürmekte kararlıyız. Bize yıllarca hep ‘kara’ diye öğretilen Afrika’nın aslında ne kadar renkli, aydınlık, bereketli bir yer olduğunu gördükçe bu kıtayı sömürenlerin insafsızlıklarını, vicdansızlıklarını, ahlaksızlıklarını çok daha iyi anlıyoruz. Bu algının Senegal’deki Gore Adası’nda sembolleştiği şekilde, tıpkı bir eşya gibi alınıp satılan, işe yaramayanların da denize atılarak köpek balıklarına yem edilen insanlara yapılan zulmü örtme gayretinin ürünü olduğu açıktır.

Özellikle Afrika’nın kara değil dünyanın en renkli kıtası, orada yaşayanların da eşya değil insan olduğu gerçeğini hala gizlemeye çalışanlara inat biz Afrikalı kardeşlerimizle birlikte ortak bir geleceğe yürümeye devam edeceğiz. Bu anlayışla ilk fırsatta bu defa Afrika’nın en güneyine ineceğiz ve Afrika’nın güneyindeki ülkeleri kapsayan bir seyahati şu anda planlıyoruz. Kıtada ayak basmadık yer bırakmayana kadar durmayacağız, dinlenmeyeceğiz.”

“SEFER BİZDEN ZAFER ALLAH’TAN”

Erdoğan, Türkiye’nin bir yandan uluslararası düzeydeki ilişkilerini geliştirmek için çabalarken diğer yandan ekonomisini güçlendirmeye, aynı zamanda da güvenlik politikalarını hayata geçirmeye gayret ettiğini belirtti.

Bir süredir güvenlik önceliklerinin en başında Suriye’deki gelişmelerin yer aldığına işaret eden Erdoğan, bugün 46. gününe giren Zeytin Dalı Harekatı’nda görev alan tüm güvenlik güçlerine bir kez daha Rabbinden başarılar diledi. Erdoğan, “Şüphesiz ki sefer bizden zafer Allah’tandır.” diye konuştu.

“KİRLİ PAZARLIKLARIN ARACI HALİNE GETİREN TERÖRİSTLER”

Erdoğan, şu ana kadar 700 kilometrekarenin üzerinde bir alanın teröristlerden temizlendiğini ve kontrol altına alındığını, 2 bin 872 teröristin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

TSK ve jandarma personelinden 41 askerin, Özgür Suriye Ordusu’ndan (ÖSO) 159 kardeşinin şehit olduğunu ifade eden Erdoğan, tüm şehitlere Allah’tan rahmet, yakınlarına ve millete başsağlığı diledi.

Erdoğan, şehitleri Arif Nihat Asya’nın, “Şehitler tepesi boş değil/Toprağını kahramanlar bekliyor./Ve bir bayrak dalgalanmak için/Rüzgar bekliyor/Destanı öksüz, sükutu derin meçhul askerin; /Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye /Yattığı toprak belli/Tuttuğu bayrak belli/Kim demiş meçhul asker diye?” dizeleriyle ve fatihalarla yad ettiklerini söyledi.

Duanın aminini Mehmet Akif Ersoy’un, “Millet için ordum etti mi sefer/Kükremiş arslan kesilir her nefer/Döktüğü kandan göğe vursun zafer/ Toprağa bir damlası boşa akmasın/Amin desin hep birden yiğitler/Allahu ekber/ gökten şehidler/ Amin. Amin/ Allahu ekber. Allahu ekber.” dizelerini okuyarak yapan Erdoğan, “Döktüğü kanın tek damlası dahil boşa gitmeyen bizim askerimizin yattığı toprak da tuttuğu bayrak da hamdolsun bellidir. Ruhunu ve bedenini kirli pazarlıkların aracı haline getirmiş, kime hizmet ettiği belli olmadan, geberip giden teröristleri kimse hatırlamayacak. Ama biz şehitlerimizin hatıralarını, ilelebet kalbimizde ve destanlarımızda yaşatacağız.” ifadelerini kullandı.

“GÜVEN VE HUZUR ADASI”

Zeytin Dalı Harekatı’nda gelinen nokta itibarıyla terör örgütünün sınırlarıyla olan irtibatının artık tamamen kesildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Örgütün ciddi yığınak yaptığı, direniş gösterdiği yerler arasında bulunan Raco ve Şeyh Hadid, büyük çarpışmalar sonucu teröristlerden temizlendi. Son günlerdeki önemli gelişmelerden biri de hem bölgenin kontrolü hem de örgütün hareket kabiliyetinin sınırlanması bakımından kritik öneme sahip, Meydanlı Barajı çevresinin ele geçirilmesidir. Yine önemli direnç noktalarından olan Cinderesi’ne yönelik baskı, ciddi şekilde arttı. Hem havadan hem karadan Cinderesi’ndeki teröristler sürekli sıkıştırılıyor. Çok yakında burası da temizlenecek ve böylece Afrin şehir merkezinin kuşatması önünde bulunan en büyük engellerden biri daha aşılmış olacaktır. Bundan sonra sıra Afrin şehir merkezinin kuşatılarak orada yuvalanmış teröristlerin başlarının ezilmesine geliyor.

Harekatın bundan sonraki kısmının çok daha hızlı şekilde yürüyeceğine inanıyorum. Kahraman askerlerimizin, teröristlerin boyunduruğundan kurtardıkları her yerde, bölge halkı tarafından nasıl sevinçle karşılandıklarını sizler de görüyorsunuz. Askerlerimizin kanları pahası ele geçirdikleri yerlere diktikleri şanlı bayrağımızın dalgalandığı her yer, adeta bir güven ve huzur yuvası haline dönüşüyor. Şair diyor ya ‘Dalgalandığın yerde ne korku ne keder/Gölgende bana da bana da yer ver/ diyor ya. İşte Afrin’de de onun gölgesine sığınan korkudan ve kederden azat oluyor. Silahlı kuvvetlerimizin Genelkurmay Başkanı’ndan diğer kuvvet komutanlarına varıncaya kadar bölgede operasyonu yöneten tüm komutanlarımıza, eratımıza hepsine A’dan Z’ye şahsım ve milletimizin adına şükranlarımızı sunuyorum. Şüphesiz ki ÖSO’yu bir yere koymak mümkün değil. Ana muhalefetin başındakiler veya temsilcileri, ÖSO’ya bir terör örgütü yakıştırmasını yapacak kadar densiz olsalar da bizim için onlar bizim o mücadeledeki en önemli kardeşlerimizdir, beraber bu mücadeleyi verdiğimiz kardeşlerimizdir.”

Bugüne kadar Türkiye’nin operasyonlarında, kastı olarak tek bir sivilin zarar gördüğünü kimsenin iddia edemeyeceğini belirten Erdoğan, başka güçler tarafından başka yer ve zamanlarda gerçekleştirilen zulümleri sosyal medyada Türkiye’ye mal etmeye çalışanların, maskesinin anında düştüğünü dile getirdi.

“Hakikatler ortaya çıktığında, yalanlar güneşe maruz kalmış kardan adam misali, hızla eriyip buharlaşmaya mahkumdur.” diyen Erdoğan, Türkiye’ye yönelik ithamların, iftiraların, yalanların, saldırıların hiçbirinin karşılıksız bırakılmaması ve gerçekleri ortaya koyarak cevabının verilmesi gerektiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın herhangi bir yerindeki tek bir kişinin bile, bu yalanlara inanarak Türkiye ve Türk milleti ile ilgili yanlış kanaatlere sahip olmasına gönüllerinin razı gelmeyeceğini aktararak, “Biz doğruları söyleyelim, buna rağmen yalanların peşinden gitmek isteyenler varsa da kendileri bilir.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin PKK/PYD ve DAEŞ terör örgütlerine yönelik sınır ötesi operasyonlarının, içeride ve dışarıdaki pek çok kesimin gerçek yüzünü de ortaya koyduğuna işaret eden Erdoğan, Amerika’da yaşayan bir kişinin devletinin Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Afrika ve Güney Amerika’nın nice yerlerinde, okyanusların derinliklerinde, binlerce kilometre ötede yaptığı operasyonları kendi güvenliğinin bir gereği olarak gördüğünü vurguladı.

Erdoğan, Türkiye’nin sınırlarının sıfır noktasında, hatta sınırlarını aşan terör tehditlerine karşı harekete geçtiğinde ise karşılarına bambaşka bir görüntü çıktığına dikkati çekti.

ABD’nin Afganistan’daki operasyonlarının 17’inci yılını geride bıraktığını, Irak’taki operasyonlarının ise neredeyse 18 yıla ulaştığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kimse, Amerika’ya bu kadar uzun operasyon olur mu, ne işin var burada’ diye söyledi mi? Bunlarla sınır mı komşu mu? Değil. 10 bin kilometreye aşkın bir yerden kalkıp buraya geliyorsun. Benim, 911 kilometre sınırım sadece Suriye ile var, 350 kilometre sınırım Irak ile var. Oradan biz sürekli taciz edileceğiz. Biz kalkıp bunlara karşı sessiz duracağız öyle mi? ‘Bulunduğunuz yerlerden, hemen çekilip gidin’ dediklerini duydunuz mu? Ama her gün Türkiye’ye ‘Afrin Operasyonu uzun sürdü, hemen bitirip, çekilin’ çağrısı yapılıyor. Türkiye’nin sınırlarının hemen yanı başındaki bu olaylara rağmen bunu söyleyenler acaba diğer ülkelerin binlerce, on binlerce kilometre öteden hissettikleri tehditlerden daha mı önemsiz? Türkiye’nin topraklarına düşen bine yakın füze, top ve havan mermisinin etkisi onların topraklarına tabii asla ulaşamayacak. Böyle bir uzaklıkta, bunlara, bu tür mühimmatlar tabii ki ulaşmıyor ve böyle bir rahatsızlıkları da söz konusu değil. Terör örgütlerinin saldırılarında hayatlarını kaybeden, yaralanan vatandaşlarımızın onların insanlarının canından daha mı kıymetsiz? Suriye’de alçakça katledilen 1 milyon çocuğun, kadının, yaşlının, sivilin topunun birden hayatının değeri onlar için ne ifade ediyor. Kapılarını kapattıkları mültecilerin niçin evlerini, yurtlarını terk etmek zorunda kaldıklarını hiç düşünüyorlar mı acaba?”

Türkiye’nin 7 yıldır 4 milyon civarında sığınmacıyla yüksünmeden ev sahipliği yaparken onların 3-5 mülteciyi alıp almamanın kavgasını verdiğine değinen Erdoğan, Ege’de son 6 yılda “168 bin sığınmacıyı denizden toplayıp güvenli bir yere ulaştırdıklarını, Akdeniz’in karanlık sularında yitip giden sayısız insanın vebalini de omuzlarında hissettiğini” ifade etti.

“SİZ ORALARA ANCAK OLSA OLSA 6. FİLO İLE GELİRSİNİZ”

Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Siz böyle bir şey yapabildiniz mi? Hanginiz acaba, Ege’de Akdeniz’de ölümle baş başa olan insanları topladınız. Siz oralara ancak olsa olsa 6. Filo ile gelirsiniz, uçak gemilerinizle gelirsiniz. Avrupa ülkelerinin sahil güvenlik birimleri sığınmacıların botlarını delip, onları denize, ölüme terk ederken, biz hiçbir ön şart aramaksızın her masumun canını kurtarmanın peşindeyiz. Zira biz şunu biliyoruz; bir canı kurtarmak tüm insanlığı kurtarmak gibidir. Bu bizim aynı zamanda itikadi bir yaklaşımımızdır. Ama onlarda böyle bir anlayış yok. Aramızdaki fark bu. Biz ne olursa olsun yaşatmanın, onlar ise sadece kendi konforlarını korumanın derdindeler. Aradaki fark bu.”

Türkiye’nin Afrin’de, El-Bab’da ne yaptığını, Menbiç’te, Aynel Arap’tan Kamışlı’ya kadar Suriye sınırları boyunca her yerde ne yapmak istediğini milletin de dostlarının da gayet iyi bildiğinin altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Aslında ülkemizin amacının, terör örgütleri ve onların arkalarındaki güçler de farkındalar. Bizim bölgeyi asli sahibi olan Suriyeli kardeşlerimizin yaşayabileceği güvenli, huzurlu, alt yapıdan konuta kadar her bakımdan insani şartlara sahip bir yer haline getirmek istediğimizi herkes biliyor. Bunları onlarla konuştuk. Batılılarla da konuştuk. Amerika, Rusya, onlarla da konuştuk. Tabii terör örgütlerinin ve arkalarındaki güçlerin derdi Suriye halkının esenliği ve geleceği olmadığı için bu çaba onların işine gelmiyor. ”

“Doğu Guta’daki gelişmeler yenilir yutulur mu? Acaba Doğu Guta’daki gelişmeler insanlığa sığar mı? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde karar alıyorlar; batsın sizin kararınız. İşleme konulmayan kararın insanlık için ne anlamı var? Siz insanlığı aldatıyorsunuz, kandırıyorsunuz. Biz boşu boşuna ‘dünya beşten büyüktür’ demiyoruz, anlamı bu.” ifadelerini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana tüm insanlığı dalga geçer gibi koymuşlar önüne, diyorlar ki ‘Biz beş ülkeyiz, dünyayı biz yönetiriz, biz ne dersek o olur. Dört tanesi bir şey söylüyor, bir tanesi aykırı bir şey söylüyor, o iş bitmiştir. Böyle bir anlayış olur mu? Hadi gelin samimiyseniz, dürüstseniz bu dünyayı dünya yönetsin. Tüm dünyadaki ülkeler, şu anda bu beş ülkenin, 20 demiyorum, beş ülkenin sahip olduğu haklara onlar da sahip olsun. Dönerli bir şekilde bu yapılsın, halledilsin. Bunu biz şimdi dünyada görüştüğümüz liderlere söylediğimizde hepsi de ‘haklısınız’ diyor, ‘hadi sesinizi çıkartın’ dediğimiz zaman hiçbiri sesini çıkartamıyor. Niye? Dünya adeta bir korkular dünyası olmuş. Bir korkular hegemonyası var ve bunun karşısında hiçbir ülke sesini çıkarmıyor. Hiçbir lider kalkıp, konuşamıyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kudüs konusunda 128 ülkenin sesini çıkarttığını ve tavrını ortaya koyduğunu hatırlatarak, aynı şekilde bu tavrı bir de “dünya 5’ten büyüktür” anlayışı için ortaya koymalarını istedi.

Türkiye’nin, yalnız kalsa bile üzerine düşeni yapacağını dile getiren Erdoğan, “La galibe illallah. Allah’tan başka galip yoktur” bilinciyle olaya baktıklarını söyledi.

“Onların tankları, füzeleri, topları, uzaylara giden şusu busu, her şeyi olabilir. Teknoloji olarak her şeyi olabilir, olsun… Bizim Allah’ımız var. Olaya böyle bakacağız ve böyle yürüyeceğiz.” diyen Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

“Ülkemizin sınırları boyunca kurulmaya çalışılan terör koridorunun, rejimle de büyük ölçüde anlaşma sağlandığına göre, tek bir hedefi olabilir; o da Türkiye’dir. Nitekim Afrin’de ele geçirdiğimiz yerlerdeki tüm tahkimatlar tüm tuzaklar tüm silahların namluları ne yazık ki ülkemize dönüktür. Hani dosttunuz; böyle mi dosttuk. Hani biz müttefiktik, hani NATO’da beraberdik? Bunların hepsi aynen deve kuşu gibi.

Rakka tarafındaki petrol sahası kavgasını saymazsanız Fırat’ın doğusunda da aynı durum geçerlidir. Şimdi gelin, hep birlikte oturup, düşünelim. Avrupa Birliği ile olan köklü ilişkileri sebebiyle batı blokunda yer alan NATO üyesi olan ülkemize yönelik böyle bir hazırlığın yapılmasını biz nasıl DEAŞ ile Suriye’nin istikrarı ile güvenlik kaygıları ile izah edebiliriz. Buradaki hedef çok açıktır ki Türkiye’dir. Türkiye’nin toprak bütünlüğüdür. Türkiye’nin birliği, beraberliği, bekası ve kalkınmasındaki azmidir, gücüdür. İstedikleri kadar yalan söylesinler. İstedikleri oyalama taktiğini kullansınlar, istedikleri diplomasi oyunlarını oynasınlar. Biz bu gerçeği görüyoruz ve her fırsatta da yüzlerine vuruyoruz, vurmaya devam edeceğiz.”

Erdoğan, sahalardaki bütün politikaları bu doğrultuda belirlediklerinin altını çizerek, “Artık bizi kimin ne dediği değil, kimin ne yaptığı ilgilendiriyor. Gözümüzün içine baka baka söylenen yalanlardan artık gına geldi. Onun için de somut uygulamasını görmediğimiz hiçbir sözün, hiçbir görüşmenin, hiçbir mutabakatın bizim nezdimizde bir kıymeti, harbiyesi yoktur. Yıllardır topraklarımızda başaramadıklarını şimdi sınırlarımız ötesinden gerçekleştirmeye çalışanlara meydanı bırakmayacağız. Nasıl yıllardır içimizdeki fitnelere geçit vermediysek, 81 milyon tek yürek, tek ses olarak ezanımıza, bayrağımıza, istiklalimize, istikbalimize sahip çıktıysak, dışarıdan gelen tehditleri de aynı şekilde karşılamakta kararlıyız.” diye konuştu.

15 Temmuz’u Türkiye için bir milat olarak gördüğünü, 15 Temmuz’un bir kırılma noktası olduğunu ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin 15 Temmuz’dan önceki Türkiye olmadığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çelikten bir kütle gibi üzerine gelen darbeyi, çıplak elleriyle durdurup, püskürten, şehadeti şeref sayarak ölümün üzerine giden Türk milletini yolundan döndürecek hiçbir güç tanımadıklarını vurgulayarak, “15 Temmuz’un hemen ardından önce Fırat Kalkanı Harekatı, şimdi Zeytin Dalı Harekatı konusunda ülkem ve millet olarak gösterdiğimiz sağlam duruş bunun en büyük ispatıdır. Özgürlük mücadelesi silah değil, yürek işidir yürek, iman işidir, iman. Elhamdülillah bizim hem silahımız var hem de kor gibi, ateş gibi yanan yüreğimiz, tunç gibi sağlam imanımız var.” dedi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
%d blogcu bunu beğendi: